Karışmayın Benim Mağarama

Mağarada yaşıyoruz.

Tüm bu güneşe, denizin meltemine ve martıların yüksek sesli gülücüklerine rağmen, mağarada yaşıyoruz.

Görmüyoruz. Göremiyoruz. Alaca karanlığında bu sevdanın, mağarada kalbimiz,

göremiyoruz!

Ne saçma bir akşam! Ne bu böyle?
Ay nerede? Ay olmazsa kime söveceğim ben?

Neden sonra sabah oldu. Nasıl mı? Mağaranın kapısından içeri girmeye çalışan basit bir ışıktan anladım.Basit! Kör, ışığın kıymetini bilmez mi?

Ben uyudum ve uyandım. Ben doğdum ve öldüm. Hayır vardım ve yok oldum. Yoktum ama vardım. Mağarada varlığın ne önemi var?

Ne diyor bu gölge? Hangi gölge?  O da mı yalan? Mağarada gölge olmaz ki!

Sus! Gürültü! Çığlık! İsyan! Sesin mağaramda yankılanıyor. Başıma üşüştü nefesin. Ben sağır olmadan, sen sus!

Sonra mağaradan çıktık. Sonra güneş karardı. Sonra denizdeki meltem söndü ve martılar sustu. Biz bir daha geri dönemedik.

Başım ağrıyor! Kesip atmak istediğim çok yer var vücudumda. Göz, kulak, çene, parmak! Hiç biri kullanılmıyor ki mağarada!


Karışmayın benim mağarama!

19.11.2015 16:16:27 Okunma:6308 Puan:56 Puan Ver